iki gün önce saat 10'da sm servisinin bilkent köprüsü'ndeki direğe çarpmasıyla gerçekleşmiş ve okulda kimsenin haberi olmadığı, hatta bence özellikle de duyurulmayan, ama olabildiği kadar çok kişiye duyurulması gereken kazadır.
saat 10'da sıhhiyeden kalkan servisteydim, malum final dönemi, kulağımda kulaklıkla uyukluyordum. bilkent köprüsünün girişine geldiğimizde servisin sola yalpaladığını hissettim ve korna sesleri duydum. gözümü açtığımda sağdan bir minibüsün yaklaştığını ve bize çarptığını gördüm. çarpmanın etkisiyle sola savrulduk. tabi önümüzdeki koskoca tabela direğinden haberim yoktu. direği tam ortalayacak şekilde çarptık. ben de ağzımı öndeki koltuğun sigaralığı veya tutacağı olduğunu düşündüğüm yere çarptım. servis, öğrenci servisi olmasına rağmen, büyük bir kısmı personelle doluydu (personel semt servisine öğrenci almayıp bir de utanmadan o semte öğrenci servisi koymayan zihniyetin yaptığı bir şey bu da).
durduğumuzda herkes çığlık çığlığaydı, neredeyse herkes yaralıydı, otobüsün ön kapısı yok olmuştu ve kanayan ağzımla bir yandan sakin olmaya çalışıp bir yandan sakinleştirmeye çalışarak arka kapıdan servisi terk etmeye çalıştım. o sırada giderken ağzı aynı benim gibi dağılmış başka bir kız daha gördüm, birbirimize bakıp çığlık attık. daha sonra koridorda yatan birinin üstünden atlamak zorunda kaldım. arabadan çıktım ve sakin olmaya çalıştım, kafamı toparladım. daha sonra eşyalarımı almak için yeniden servise girdiğimde asıl durumu fark ettim. kan vardı her yerde, defterler uçuşmuştu, koskoca koltuklar savrulmuştu.
71 yaşındaki (yorum yapmama gerek yok sanırım!) şöför amcamız önde sıkışmıştı. eşyalarımı alıp servisten çıktım. yol kenarında bir yandan kanı peçeteyle durdurmaya çalışırken bir yandan anneme ulaşmaya çalışıyordum. yoldan geçen bir araba durdu ve tamamen refleksel olarak "hastaneye acil gidecek varsa binsin" lafını duyup kendimi arabaya attım, annemi aradım.
kırık dişlerimle ve parçalanmış dudağımla anneme durumu anlattım. hastaneye gittiğimde damar yolu vs'den sonra dudaklarımın yırtılmasına rağmen beni beklettiler biraz; çünkü benden daha kötü durumda olanlar varmış. bunları anlatıyorum çünkü kimse bu durumdan haberdar edilmedi, özellikle saklandı ve bu okulda okuyan, çalışan vs tüm insanların bu durumdan, ne kadar güvensiz ortamlarda olduğumuzdan, ulaşım birimi'nin ve servis şöförlerinin durumu ne kadar savsakladığından haberdar olması lazım. haberdar olun ki bir şeyler değişsin. bizim başımıza gelenler başkalarının başına da gelmesin.
hastanede dikişlerim atılmadan önce ulaşım birimi'nden biri geldi "geçmiş olsun bişeyiniz var mı nasıl oldu" diyip kaçtı resmen. sağlık merkezi'nden insanlar gelip soru sordu. sonra dikişlerim atıldı, röntgen çekildi ve polise rapor bırakıp karakola ifade vermeye gittik.
malum konuşamadığım için durumu annem ve babam anlattı, şikayetçi olduk falan bıdı bıdı.
bir de oradaki raporun adli bıdı bıdı olması ve hastane masraflarının karşılanması için adliyeye falan gitmemiz gerekiyormuş. benim ayağıma koluma bir şey olsaydı ne olacaktı? bu da ayrı bir çarpıklık.
şimdi, soruyorum.
1. 71 yaşındaymış şöför amcamız, söylendiğine göre kısa bir süre önce oğlunu kaybetmiş ve torunlarına bakıyormuş. eyvallah. çok üzüldüm onun için. ama bu amcanın illa direksiyon başında mı çalışması lazım? 71 yaşındaki bir insanda refleksten, gözden vs ne kadar eser kalabilir? 50 kişinin hayatı bu amcacığıma nasıl emanet edildi?
2. personel semt servisi'ne öğrenci almıyoruz diyorlar. benim oturduğum semt olan dikmen'den her gün personel semt servisi geçerken öğrenci servisi geçmiyor. bununla ilgili özel olarak hayvani uzunlukta bir mail attım ulaşım birimi'ne, cevap verme gereği bile duymadılar. okuldaki tunus durağında bekleyen abiye sordum, hemen "cık, olmaz, 50 kişi olması lazım" dedi. ben personeller için varken benim için olmadığından okula gidebilmek için önce otobüse/dolmuşa biniyorum, sonra yürüyorum, sonra tunus veya sıhhiye'den servise biniyorum. bununla beraber öğrenci servisine personellerin binmesine hiçbir şey denmiyor. neden? öğrenciye bu neden? biri bana bunu açıklasın.
3. ulaşım birimi'nin ve servisçilerin küstahlığı nereye kadar devam edecek? bir şey soruyorsunuz yüzünüze bile bakmıyorlar, sürekli bir atar hali. yaş ortalaması zaten oldukça yüksek. neden genç ama deneyimli servis şöförlerimiz yok? ayrıca neden servisçiler bu kadar suratsız? neden ulaşım birimi'nin burnu bu kadar havalarda? maddi kaygılar için bu kadar canı tehlikeye atmaya değer mi?
4. bu olay neden duyurulmuyor? bu kadar insan yaralandık, sıkıntı çekiyoruz. ve bu ucuz atlatmış halimiz. daha kötü de olabilirdi. eğer direğe çarpmasaymışız çok daha kötü olurmuş. kimse düşünmek bile istemiyor.
bu olaydan herkesin haberdar olması lazım ki bu ulaşım birimi'nin havasını bir söndürelim. bu yüzden böyle bir kazanın varlığını olabildiği kadar çok kişiye yayarsanız çok sevinirim.
olayla ilgili bir haberi de burada okuyabilirsiniz (dikkat ederseniz bilkent üniversitesi'nin adı bile geçmiyor. neden acaba. ayrıca 7 yaralı falan da hikaye, serviste neredeyse herkes yaralıydı): http://www.haberler.com/servis-otobusu-belediye-iscilerinin-arasina-daldi-haberi/
hepimize çok çok geçmiş olsun. dediğim gibi, lütfen insanların bundan haberdar olmasını sağlayın.