bu sözlügün bahsettigi okul.. 20yili askin bir mazisi vardir, diger özel üniversitelerle kiyaslanmamalidir.
ayni zamanda okulun bulundugu semtin adi da bilkent'tir..
efsaneleriyle ünlü okulum.baraji asamamis ögrencilerden türkiye 1.lerine kadar uzanan genis bir ögrenci yelpazasi vardr,çeliskilerin okuludr.ama müh. fak. gbi faklteler okulu türkiye standartlarinda üst siralara tasimaktadr!!
beni güzel bursamdan alip ilk gittigim günden beri sari sehir dedigim baskente götüren mükemmel bir üniversite. her ne kadar insanlarin düsüncelerinde yanlis fikirler uyandirsa da insanlariyla en basta; hocalariyla ögrencileriyle aslnda ne kadar da donanimli bir üniversite oldugunu anlamak çok az zamaninizi alir sonunda. bogaziçi, odtü gibi yurtdisinda nam yapmis bir üniversitedir. türkiye'deki en önemli vakif üniversitesi. bilkent üniversitesi hukuk fakültesi ögrencisi olarak ben diyorum ki buradan mezun oldugunuzda farki anlayacaksiniz.
kozmopolit universite gencligini barindiran ankara eskisehir yolundaki kampus.
muslumani da burda, ecnebisi de burda
tikisi de burda, imami da burda
guzeli de burda, cirkini de burda
o benim cumhurbaskanim olmayacak diyen de burda
gul'um benim cumhurbaskanimdir diyen de burda
hepimiz hrant dinkiz diyen de burda
hepimiz ismail turutuz diyen de!
yalcin kucuk'un bilkentteki bir konferansa guzel dalga gectigi isim.
hatirladigim kadariylan soyleydi: kaliteli bir ickiyle iki hata yapilabilir: 1.si buz atip sulandirmak, 2.si sogutmak. dogramaci da universitesine bilkent adini koyarken iki ciddi hata yapmistir: 1.si universite sozcugu kesinlikle bir kent belirtmez. -city degil -sity dir zaten orjinali. 2.si universiteler bilim ogreten yerler degil ozgur dusunmeyi ogreten yerlerdir.
tum bunlarin disinda okulum ve bulundugu semtin adi.
mezun olmaya yakin kendisiyle alakali soyle bir yazi yazdigim eski okulum:
bir isik vardi en basta, kutucuklari doldurarak yapilan bir sinav ve o sinavin bagladigi kutucuklu bir tercih neticesinde yolu buralara düsmüstü. hangi renk oldugunu daha dogrusu hangi renklerin onda oldugunu belki biraz biliyordu ama baska hangi renkler oldugu konusunda çok safti. renklerin birlesebildigini ve hatta böylece baska baska renkler oldugunu, tüm renkler birlesince beyaz oldugunu bilmiyordu. isik bedene vurunca gölge oldugunu, gölgenin siyah oldugunu ve siyahin bitis oldugunu bilmiyordu. biliyordu ama anlamiyordu desek olmaz basbaya bilmiyor ve bilmedigini de bilmiyordu.
bir renk cümbüsü içine girdi isik. nasil bir dünya içine girdigini kavrayamadi ilk bas. her yeri rengarenk isiklar sarmisti ilk defa bu kadar kuvvetli. ve çekindi bu durumdan, hazzetmedi civiltidan. “üniversite insanin karakterinin oturdugu yerdir” demisti birisi. biraz bu sözü anlamak için, biraz mecburiyetten, biraz da giderek çekinmenin yerini alan meraktan isik mekana girmeye, bedene vurmaya ve baska isiklara çarpmaya basladi. zamanin ölçütü oldugu söylenirdi ama o da zamana tabiydi bir yerde. bundan sebep ki zaman durmadi, ilerledi bütün bunlar olurken.
4 yil geçti aradan isik hiziyla. zaman simdi oldu. ve simdi heybesini yüklenmeye hazirlanan yüklerini nasil bir zaman buraya indirdilerse aynen toparlayanlar var gözler önünde. kimisi istikametini çoktan belirlemis bundan sonra aydinlatacagi yere dogru yönelirken bazisi da ürkek ve kararsiz bir sekilde yuvasindan ayrilacagi zamani bekliyor. tercihler 4 yila nazaran daha makul ve mantikli yapiliyor, en azindan kutucuklara hapis degiliz artik. ama onun da nostaljisini gözardi etmiyoruz. firmalarin basvuru süreçlerinde hazirladiklari uyduruk karakter testlerinden de geçebiliyoruz çogu zaman, her seferinde olmasa bile. akilli karakteri oturmus adamlariz geçmis zamanda birisinin dedigi gibi. isik isiyacagi yeri biliyor, bilmesi gerekiyor.
isik yüklenen heybeye göre nerelere gidecegini orada ne ile karsilasacagini anlamaya çalisiyor. eskisi kadar olmasa da saflik var biraz, ürkeklik de yer yer hissettiriyor kendini. yalnizca yakinin aydin olacagini biliyor ve bu yüzden nerenin yakin olmasi gerektigi üzerinde sürgit gelgitler yasiyor. kendine malum olmayan seylerin iyi seyler olacagina dair bir garanti yok, renkten bagimsiz bedenler ve mekanlar üzerinde tasarruf sinirli çünkü. ama eskisinden daha klas teknikleri var bu meseleleri çözmek için. sirf bu durum söz konusu olsa buralara ve buradakilere esasli bir tesekkür gerek. onu da nasil edecegini bilmiyor, aslinda biliyor da yakinin uzak olmasi pek yakin bir gelecek oldugundan ve bu daha esasli bir problem oldugundan isi daha zorlastirmak istemiyor. bir realite var: uzaklar yakin olmaya baslayinca, göz önündeki seyler fersah fersah öteye gider. ve gölgeler ortaya çikmaya baslar. zamanda gölgeler ayan beyan ortada, mekanda da seçilmeye basladi isigin yönü degiseli, vurus siddeti azalali beri. simdi sabit ve tabi gibiler ama giderek üzerlerindeki hüküm gücü azalacak, bu degismez gerçek. isik bunlarin muhasebesini yapiyor, gölgelere terk etmeden bu diyarlari. gölgeler bu hazin yol ayriminda ahmakça bir bayram içindeler. çünkü bundan böyle onlar var olacak, buralar onlarin olacak.
bundan böyle vücudu baska yerlere tasinmis gölgeler dolasacak bu diyarlarda. gölge derse, servise, cumaya vakitli olan ne varsa hepsine geç kalmis kan ter içinde kosturacak. kostururken hep çimlerde banklarda orada burada kendine amaçsizca duruyorlarmis gibi gelen insanlara imrenecek onlar gibi durmaya ve sonra düsünmeye özenecek. 78. yurdun daginik odalarina misafir olacak mütemadiyen. selamsiz sabahsiz yurt ahalisi içinde kendi küçük dünyasini sevecek ve sinirli birkaç oda arasindaki yollari ezbere ve bazen de bilinçsizce gidip gelecek. 76. yurdun zemin katindaki çalisma odalarinda bir zaman çile tüketecek. ders sonunda hocalari kilitleyen ögrenci grubuna çogu zaman neseyle bazen de isine engel olduklari için nefretle bakacak. bir kahkaha olup çinlamak isteyecek, atesli bir tartismaya ortak olmak isteyecek, var oldugunu anlamak için veya belki de huylu bir adami sirf uyuz etmek için dokunmak isteyecek gölge. bunlarin çogunu ve hatta istediklerinin neredeyse hiçbirini yapamayacak ama. çünkü sadece bir karaltidan ibaret olacak ve hayatin bir artigi olarak hayata dair yapabildigi tek sey sadece istemek olacak, isigin meçhul olmadigi alanlarda hirsiz gibi dolasmak bir de.
üzerinden geçtigimiz içinde durdugumuz her yerin yeni sahipleri yeni müdavimleri olacak muhakkak. gölge ve arkadaslari bir kabus olarak, bir karabasan olarak veya varligindan tam olarak emin olmadiklari garip bir his olarak görünecekler onlara. ama onlar gölgeleri bilmeyecekler ve anlamayacaklar hiçbir zaman. doganin kanunu bu, yalniz bilenler görecek onlari, ve yalniz yasayanlar bilecek. isiklar uzaklastikça gölgeler seyreklesecek ve kuvveti kaybolacak giderek. ama gölgeler var olacak isik var oldukça, hatta eflatunun magarasina meydan okurcasina isiklar kadar gerçek olduklarini zannedecek, bilenlere bir gölge temasasi sunacak, bazisina güldürüklü gelecek ve bazisi aglamakli olacak. ta ki isiklar sönüp etraf zifiri karanlik olana kadar.
mantalite olarak bircok devlet universitesinde yillarca onde olan universitem... kompleksiz bir rektore, iyi niyetli hocalara, kendisini universitenin sahibi zanneden guvenlikcilere sahiptir...
zehir gibi zeki ogrencilerle okumak gibi bir niyeti olmayan zengin bebelerini bunyesinde barindirir...
Bilkent Kampüs ya da Sözlük Bilkent Üniversitesi öğrenci ve mezun portalidir.
Sitedeki yorumlardan üyelerin kendileri sorumludur, bilkentkampus.com ve yöneticileri sorumlu değildir.