half a dozen very early welcome  



  1. var olmayan sacmaliklarin en basindadir. gereksizdir. her sey bin icindir.
  2. bayanlar baylar, yine tarihin derinliklerinden bize seslenen, gizli anlamlar tasiyan, tasidigi anlamlari gizleyen bir enfazlaellikarakterolmalidir basligi ile karsi karsiyayiz. bu entry'deki amacimiz elimizden geldigince basligi aydinlatmaktir. baslik bir tamlama olup tamlanani 'welcome' kelimesinin ta kendisidir. hemen bir onceki kelimeye gidip tamlama haline getiriyoruz kelimemizi; 'early welcome'. yazar burada ne demek istemistir? kimler erkenden hosgeldiniz der? hosgeldiniz ne zaman denir? demek ki yazar burada bir yolculuktan bahsediyor, nihayi noktasina daha uzun bir sure olan bir yolculuk ve yolcu daha varacagi yere ulasmadan 'hosgeldin'leniyor. bir kelime daha genisliyoruz; 'very early welcome'; cok erken hosgeldiniz. belki de yazar burada henuz yola cikmamis, ya da yolun basinda birine; istikametin ucundaki insanlar tarafindan soylenen 'hosgeldiniz'i kastediyor. daha yola adimini yeni atmis bir yolcu neden yolun sonundakiler tarafindan 'hosgeldin'lensin? iste bu noktada tamlamamizin ilk kismi bize yol gosteriyor; half a dozen; yarim duzune; alti adet. evrenin yaradilisi mitolojileri ve bazi buyuk dinler dunyanin alti gunde yaratildigini acikca belirtir, bu saglam bilgiden yola cikarak diyebiliriz ki yazaniminiz burada yeni yola cikmis yolcu ile yeni yaratilan evreni isaret ediyor ve yolun sonu da, nihai son, kiyamet olduguna gore, tanrinin dunyayi yarattigi her gun onun kiyametini de hazirladigini ima etmis olabilir. veyahut yeni dogmus insan irkina hosgeldiniz diyor tanri bu cumlesiyle, yolculugunuzun basindasiniz ama varacaginiz yere, olume, hosgeldiniz diyor.

    kampuserlerin cogu bu teoriyi reddeder ve onlar bu cumlenin altinda derin anlamlar aramaktan kacinirlar. onlara gore yazar sadece yazar. cok ayipliyoruz onlari. bu kutsal mekana yazilan her kelime binlerce defa dusunulur, sonuclari tartilir ve itinayla yazilir. bilkentkampus ciddi bir muessesedir.
    mezgit, 18.11.2008 10:06